İcra ve iflas hukuku, ödenmeyen alacakların devlet gücüyle tahsil edilmesini ve borçlunun malvarlığının alacaklılar arasında paylaştırılmasını düzenleyen hukuk dalıdır. Ancak takip süreci, hem alacaklı hem borçlu için birkaç günlük sürelerle işleyen sıkı bir usule bağlıdır.

İcra hukuku kapsamında ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi takibi kesinleştirir ve haciz aşamasına geçilmesine yol açar. Alacaklı açısından ise itirazdan sonra izlenecek yolun süresinde seçilmesi belirleyicidir.

Bu sayfada takip türleri, itiraz süreleri, alacaklı ve borçlunun başvurabileceği davalar, ihtiyati haciz, iflas ve konkordato genel hatlarıyla ele alınmaktadır.

1. İcra Takibi Türleri Nelerdir?

İcra takibi, alacağın bir mahkeme kararına dayanıp dayanmamasına ve alacağın niteliğine göre farklı yollarla yapılır. Tüm takip türleri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenmiştir.

Takip türü

Dayanak

Borçlunun itiraz ya da ödeme süresi

Genel haciz yoluyla ilamsız takip

Herhangi bir para alacağı

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün (m. 62)

Kambiyo senetlerine özgü takip

Çek, bono, poliçe

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün (m. 168)

İlamlı takip

Mahkeme kararı ve ilam niteliğindeki belgeler

İcra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün (m. 32)

Kiralanan taşınmazın ilamsız tahliyesi

Yazılı kira sözleşmesi

Tahliye emrinin tebliğinden itibaren 7 gün (m. 269)

2. Ödeme Emrine İtiraz Edilirse Ne Olur?

İlamsız takipte borçlu süresinde itiraz ederse takip kendiliğinden durur ve alacaklı, takibe devam edebilmek için itirazı ortadan kaldırmak zorundadır. Bunun için kanun iki yol öngörür.

2.1. İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması

Alacaklı, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Elinde imzası ikrar edilmiş ya da resmi bir belge bulunan alacaklı ise 6 ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

İtirazın iptali davasında alacağın likit olması ve itirazın haksız bulunması hâlinde, borçlu aleyhine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilir. Bu nedenle dayanaksız bir itiraz, borcu artıran bir sonuç doğurabilir.

2.2. Borçlunun Başvurabileceği Davalar

Borçlu, borçlu olmadığını ileri sürüyorsa İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açabilir. Borcu olmadığı hâlde ödeme yapmak zorunda kalan borçlu ise ödemeden itibaren 1 yıl içinde istirdat davasıyla ödediği parayı geri isteyebilir.

3. İhtiyati Haciz Nedir?

İhtiyati haciz, alacaklının alacağını güvence altına almak için borçlunun mallarına takipten önce ya da takip sırasında geçici olarak el konulmasıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesine göre kural olarak vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para alacağı için istenebilir.

İhtiyati haciz kararı çoğunlukla teminat karşılığında verilir ve kararın uygulanmasından sonra kanunda öngörülen kısa süreler içinde takip başlatılması ya da dava açılması gerekir. Ticari alacaklarda sıkça başvurulan bu yol hakkında ticaret hukuku sayfasında da bilgi yer almaktadır.

4. İflas ve Konkordato Arasındaki Fark Nedir?

İflas, borçlunun tüm malvarlığının tasfiye edilerek alacaklılara dağıtılmasıdır; konkordato ise borçlunun alacaklılarıyla yaptığı ve mahkemece onaylanan bir yeniden yapılandırma anlaşmasıdır. Birincisi faaliyetin sona ermesine, ikincisi ise kural olarak faaliyetin sürdürülmesine yöneliktir.

Konkordato süreci İcra ve İflas Kanunu'nun 285. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir ve belirli aşamaları izler. Buna göre;

  1. borçlunun gerekçeli talep ve ön projeyle asliye ticaret mahkemesine başvurması,

  2. mahkemenin geçici mühlet vererek geçici konkordato komiserini ataması,

  3. kesin mühlet içinde alacaklılarla görüşülmesi ve oylama yapılması,

  4. mahkemenin konkordato projesini tasdik etmesi ya da reddetmesi,

gibi adımlar sonunda konkordato, tasdik edilirse tüm alacaklılar için bağlayıcı hâle gelir. Mühlet süresince borçlu aleyhine kural olarak yeni takip yapılamaz ve başlamış takipler durur.

5. Sıkça Sorulan Sorular

Ödeme emrine itiraz edilmezse ne olur?

Ödeme emrine süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşir. Alacaklı bu aşamadan sonra borçlunun maaşı, banka hesapları, taşınır ve taşınmaz malları üzerine haciz konulmasını talep edebilir. Süresi geçmiş itiraz kural olarak dikkate alınmaz; ancak kanunda sayılan gecikmiş itiraz hâlleri saklıdır.

İcra dairesinin yanlış işlemine karşı ne yapılabilir?

İcra dairesinin kanuna aykırı işlemine karşı icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesine göre şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır. Bir hakkın yerine getirilmemesi ya da sebepsiz geciktirilmesi hâlinde ise şikâyet her zaman yapılabilir.

Kiracı kirayı ödemezse icra yoluyla tahliye mümkün mü?

Evet, yazılı kira sözleşmesi varsa ödenmeyen kira için icra takibi başlatılabilir ve takip sonunda icra mahkemesinden tahliye istenebilir. Süreçte ödeme emrindeki sürelerin ve ihtarın usulüne uygun olması belirleyicidir. Adımların tamamı kiracı kira ödemiyor yol haritası yazısında anlatılmıştır.

6. Sonuç

İcra ve iflas hukuku, İcra ve İflas Kanunu'nun 32, 62, 67 ve 168. maddelerindeki takip ve itiraz kuralları ile 285. ve devamı maddelerindeki konkordato düzenlemesi etrafında şekillenir.

İtiraz ve şikâyet süreleri çoğunlukla 5 ila 7 gün gibi kısa sürelerle sınırlı olduğundan, ödeme emri ya da icra emri tebliğ edildiğinde süreler geçmeden hukuki değerlendirme yapılması önem arz etmektedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez.